|
A. KONFERANSLAR
- Atilla SUNAY (T.C. Dışişleri Bakanlığı)
Rodos ve Onikiadalarda Yaşayan Türklerin Sorunları
21.02.1998
- Zeki ÇELİKKOL (Rodos Eski Başkonsolosu)
Rodos, İstanköy ve Onikiadalardaki Türk Eserleri ve Tarihçesi
06.03.1999
- Mehmet BATSIYALI
Onikiadalardaki Son Tarihi Gelişmeler
06.11.1999
- Prof.Dr. Erol MANİSALI (İ.Ü. İktisat Fakültesi)
Türkiye Yunanistan İlişkileri ve Avrupa Birliği
15.01.2000
- İnal BATU (Emekli Büyükelçi)
Türk-Yunan İlişkileri ve Onikiada Türkleri
15.12.2000
- Emekli Oramiral Tanju ERDEM
Son Gelişmeler Işığında Türk-Yunan ilişkileri
02.02.2002
B. BASIN AÇIKLAMALARI
1. 08 Aralık 2000 tarihli Basın Açıklaması
SÜLEYMANİYE MEDRESESİ'NDE YIKIMI DURDURUN
Derneğimiz, Rodos, İstanköy ve Onikiadalardan göç ederek Türkiye'ye yerleşen Türkler arasındaki dayanışmayı sağlama, ortak kültür ve gelenekleri yaşatma ve adalardaki Osmanlı Türklerinden kalma eserler ile Ada Türklerinin kültürel kimliklerinin korunmasına katkıda bulunacak çalışmalar yapmak üzere kurulmuştur. Çalışmalarımızı gerçekleştirirken amaçlarımızdan birinin de Türk ve Yunan halkları arasında dostluk ve işbirliğinin geliştirilmesine yardımcı olma olduğuna inanmaktayız.
Bu bağlamda her iki ülke arasında dostluğun sağlam temellere oturtulmasının, öncelikle ilişkilerde sorun olan konuların çözümünden geçtiğini görmeliyiz. Bu sorunlar çözülmeden, kalıcı ve sürekli bir barışın kurulamayacağını herkesin bilmesinde yarar vardır.
Rodos ve İstanköy Türklüğü açısından çok önemli gördüğümüz bu sorunları şöyle sıralayabiliriz.
1. Osmanlı Türklerinden kalan kültür mirasımızın bakımı ve tamirlerine izin verilmemekte, tamirler göstermelik olmakta ve eserler zamanın tahribatına bırakılmaktadır.
Örneğin Rodos adasında ünlü Süleymaniye Medresesi yıkılmak istenmektedir. Yunan Hükümeti Süleymaniye Medresesi'nin altında bulunan eski St. Jean Kilisesi'nin ortaya çıkartılmasını bahane ederek medresenin temelini kazmaya başlamış ve bu okulu kapatmıştır. Aslında bu medrese, Rodos Türkleri'nin kurmuş oldukları Evkaf Dairesi'ne aittir, ancak daha sonra medreseye yasal bir kılıf bulunarak Yunanistan Kültür bakanlığı el koymuş bulunmaktadır. Süleymaniye Medresesi, Türk çocuklarına ilk, orta ve lise eğitimi vermek üzere 1876 yılında inşa edilmiş tarihi bir binadır. Öğrencilerin %80'inin Türk çocukları olması nedeniyle ilköğretim okulu işlevini sürdüren ve Türkçe eğitim yapan Süleymaniye Medresesi, 1972 yılında Yunan Hükümetince gerekçesiz kapatılmıştır.
Rodos Adasının en görkemli yerinde bulunan bu eğitim binasının yıkılmasına izin verilmemelidir.
Yunan Hükümetinden Süleymaniye Medresesi'nin temelindeki kazıyı durdurarak yıkıma engel olmasını talep ediyoruz.
Uluslar arası topluluğa da Rodos ve İstanköy'deki Osmanlı Türklerinden kalan eserlerin artık insanlığın kültürel mirası olarak kabul etmelerini istiyoruz.
Türkiye'nin antik çağa ait kültürel mirasa sahip çıkması, koruması ve bakımı ne kadar önemli ise Yunanistan'ın da Osmanlı Türklerinden kalan kültürel mirasa sahip çıkması, koruması ve bakımı o kadar gerekli ve önemlidir.
2. Süleymaniye Medresesi'nin yıkılmasına bağlı olarak bir önemli konuyu da kamu oyuna ve uluslar arası topluluğa bildirmekte yarar görmekteyiz. Rodos ve İstanköy'de Osmanlı Türklerinden kalan kültür mirasının korunması amacıyla kurulan Evkaf Dairesi vardır. Ancak Yunan Hükümetleri, Evkaf Dairesine sürekli masraflar yaptırarak elindeki arazileri ve malları sattırmakta, Evkaf Dairesi güçsüzleştirilmektedir. Yunan Hükümetleri bu uygulamayı, ne yazık ki bazen kendilerine verilen emanete ihanet eden kişileri Vakıf Yönetim kurullarına atayarak gerçekleştirmektedir.
Sonuç olarak Osmanlı Türklerinden kalan camiler, okullar, türbeler, imaretler, çeşmeler gibi eserler zamanın tahribatına bırakılarak yıkılmaları istenmektedir. Bunlara ek olarak Süleymaniye Camiside örnek verilebilir. Süleymaniye Camisine göstermelik olarak kurulan onarım iskeleti, camide restorasyon yapılıyor görüntüsünü vermekte, ancak caminin diğer yüzü yıkılmaya bırakılmaktadır. Bu işlem on yılı geçkin süredir devam etmektedir.
3. Rodos ve İstanköy'deki Türkçe eğitim yapan okullar başta Süleymaniye Medresesi olmak üzere tamamen kapatılmış durumdadır, buna bağlı olarak soydaşlarımız Yunan okullarında seçmeli ders olarak bile kendi ana dillerini öğrenmekten mahrumdurlar. İnsanların en doğal haklarından biri olan anadilleriyle eğitim yapma hakkı Onikiadalardaki soydaşlarımıza verilmemektedir.
Türklere anadilleriyle eğitim hakkı vermeyen Yunanistan, sadık bir Yunan yurttaşı olan Türklerin kültürel kimlikleriyle örgütlenmelerini de engellemektedir.
4. Benzer sorunlar, batı Trakya Türkleri için de geçerlidir.
5. Türk-Yunan dostluğundan söz eden Yunan Hükümeti yetkilileri, bir yandan da Yunan dış politikasında hiçbir şeyin değişmediğini açıklamaktadır. Örneğin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)'ne karşı "düşmanca bir tutum göstergesi" olarak Rum yönetimiyle birlikte askeri manevralar düzenlenmektedir.
6. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olarak kabulü Kıbrıs ve Ege sorunu öne çıkartılarak Yunan Hükümeti'nce engellenmektedir.
7. Yunanistan Türkiye'ye karşı sürekli silahlanmaktadır.
Bu sorunlar daha da artırılarak sıralanabilir.
Türk-Yunan dostluğunun sürekli ve kalıcı olma durumu, Yunan Hükümetlerine bağlıdır. Ayakları sağlam yere basmayan dostluk söylemleri kimseyi yanıltmamalıdır. Bir temel gerçeğin Yunan hükümetlerince kabul edilmesiyle barış kalıcı olabilir. O da barışın karşılıklı menfaat ilişkileri üzerine kurulmasından geçmektedir. Barışın bu temel gerçek üzerine kurulması için Yunan hükümetlerinin yapması gereken işler Rodos ve İstanköy Türkleri açısından özetle şunlar olmalıdır;
Birincisi, Rodos, İstanköy ve Onikiadalardaki kültürel eserlerin korunmasına, bakım ve onarımına Yunan hükümetlerinin özen göstermesidir. İvedilikle Süleymaniye Medresesinde yıkımı durdurmalı ve Süleymaniye Camii'nin onarımında göstermelik ve göz boyayıcı davranışlardan kaçınmalıdır.
İkincisi,Rodos ve İstanköy'deki soydaşlarımızın Türk kimlikleri kabul edilmeli ve kültürel kimlikleriyle örgütlenmelerini engelleyen baskılara son verilmelidir. Şimdiki durumda bu adalarda yaşayan Türkler salt Müslüman kimlikleriyle kabul edilmektedirler.
Üçüncüsü, Rodos ve İstanköy'de yaşayan Türk çocuklarına en azından ilk öğretim düzeyinde Türkçe eğitim yapma hakkı sağlanmalıdır.
Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı
Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri
Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı
2. 09.10.2000 tarihli basın açıklaması
"SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI İDDİASINI" ŞİDDETLE KINIYORUZ
Son günlerde ABD temsilciler Meclisi Uluslar arası İlişkiler Alt Komitesi'nde kabul edilen ve Temsilciler Meclisi'nde onaylanması düşünülen "Sözde Ermeni Soykırımı İddiasını" şiddetle kınıyoruz.
ABD Temsilciler Meclisi, kendisini hem savcı hem yargıç konumuna koyamaz. Tarihte soykırımı için ABD önce kendi kıtasında yapmış olduğu Kızılderili Sokırımına bakmalıdır. Kaldı ki Türk tarihinin hiçbir döneminde soykırımı olmamıştır. İddia edilen konu; Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı İmparatorluğu'na saldırmış olan emperyalist devletlerle işbirliği yapan kimi Ermenilerin zorunlu göçüdür.
Sözde soykırımı iddiaları ile yapılmak istenilen, Ermeni Diasporası ve Ermenistan için ortak düşman oluşturarak varlıklarını sürdürmek ve mümkün ise ileri de Türkiye'den maddi ve manevi taleplerden bulunarak Sevr Anlaşmasını diriltmektir.
Bununla birlikte bilinmelidir ki Türkiye Cumhuriyeti'ne ve halkına karşı yöneltilen hiçbir düşmanlık başarıya ulaşmayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti ve halkıyla dostluk herkesin yararınadır.
Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı
Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri
Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı
3. 04.11.2003 tarihli Basın Açıklaması
RODOS VE ONİKİADALAR'DAKİ TÜRK-OSMANLI KİMLİĞİ SİLİNİYOR
Rodos, İstanköy ve Onikiadalar'da çok sayıda Türk-Osmanlı mimari eseri vardır. Ancak bu mimari eserler Yunanlılar tarafından yok ediliyor. Camiler, düğün salonu olarak kullanılabiliyor. Minareler yıkılıyor, onarımlarına izin verilmiyor. Tarihi hamamlar disko ve bara çevriliyor. Türk Saat Kulesi Bizans saat Kulesi olarak sunuluyor. Süleymaniye Medresesi yıkıma tabi tutuluyor.
Derneğimizin ve diğer ilgililerin bu durumu Türk ve Dünya kamu oyuna bildirmesi ve şikayeti üzerine, Yunan hükümeti göstermelik restorasyon çalışmalarına başladı. Ancak bu çalışmaların niteliği konusunda, Avusturya yeni galle Eyaleti tarihi Eserler Koruma Kurulu Üyesi Doç. Dr. Murat Gül'ün Rodos'daki Türk-Osmanlı mimari eserleri hakkında "Birçok eser amacın dışında kullanılıyor, bakımsızlıktan yok oluyor. Restorasyonda Türk bilim adamlarından görüş alınmadığı için, Bizans ve Roma işlemeleri ile tarihi geçmişi silinmeye çalışılıyor" şeklinde bir açıklaması 03 Ekim 2003 tarihli Radikal Gazetesi'nde yayınlandı.
Diğer yandan, Rodos, İstanköy ve Onikiadadaki Türklerin kültürel kimlikleri tanınmıyor. Soydaşlarımıza Yunan Müslümanları deniliyor. Türk çocukları ilk öğrenim çağında bile, seçmeli olarak Türkçe dersi göremiyor. Kısaca, bilinçli bir özümseme (asimilasyon) ile Türk kimliği silinmek isteniyor.
Durumu Türk Kamuoyunun bilgilerine sunuyoruz.
Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı
Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri
Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı
4. 20.05.2003 tarihli Basın Açıklaması
RODOS VE İSTANKÖY'DEKİ TÜRK MİMARİSİ ÇÜRÜMEYE BIRAKTIRILARAK YOK EDİLMEK İSTENİYOR
15 Mayıs 2003 tarihli Cumhuriyet Gazetesinde Mehmet Emin Berber'in " Rodos'ta Türk Mimarisi Yok Oluyor" haberi yayınlanmıştır. Haberde Osmanlı Türklerinden kalan Türk Mimarisi'nin kapalı tutulduğu ya da çürümeye bırakıldığı belirtilmektedir ve bu haber doğrudur.
Bu bağlamda Rodos ve İstanköy Türklüğü açısından önemli gördüğümüz dört ana konuyu kamuoyunun bilgilerine sunmak istiyoruz;
1. Osmanlı Türklerinden kalan kültür mirasımızın bakımı ve tamirine izin verilmemekte, tamirler göstermelik olmakta ve serler zamanın tahribatına bırakılmaktadır. Örneğin, Rodos'ta ünlü Süleymaniye Medresesi yıkılmak istenmektedir. Yunan hükümeti Süleymaniye Medresesinin altında bulunan eski St. Jean Kilisesi'nin ortaya çıkartılmasını bahane ederek medresenin temelini kazmaya başlamış ve medreseye el koymuştur. Süleymaniye Medresesi, Türk çocuklarına ilk, orta ve lise eğitimi vermek üzere 1876 yılında inşa edilmiş bir binadır. Sonuç olarak camiler, okullar, türbeler, imaretler, çeşmeler zamanın tahribatına bırakılarak yıkılmak istenmektedir.
2. Rodos ve İstanköy'de kültürel mirasın korunması amacı ile kurulan Evkaf dairesi vardır. Ancak Yunan hükümetleri Evkaf Dairesine sürekli masraflar yaptırarak ellerindeki binaları ve arazileri sattırmakta ve bu şekilde güçsüzleştirilmelerine neden olmaktadır. Yunan hükümetleri ne yazık ki bazen kendilerine verilen emanete ihanet eden soydaşlarımızı vakıf kurullarına atayarak gerçekleştirmektedir.
3. Rodos ve İstanköy'de yaşayan Türk çocuklarının ilk okul düzeyinde bile Türkçe eğitim yapma hakkı yoktur. Türkçe eğitim yapan okullar 1972 yılında Yunan Hükümetince gerekçesiz kapatılmıştır. Soydaşlarımız Yunan okullarında seçmeli ders olarak bile kendi ana dillerini öğrenmekten mahrumdurlar.
4. Yunanistan, sadık bir Yunan yurttaşı olan Ada Türklerinin kültürel kimlikleriyle örgütlenmelerini de yasaklamıştır. Son yıllarda derneğimizin yaptığı çalışmaların bir sonucu olarak Rodos Müslümanları ve İstanköy Müslümanları adı altında örgütlenmelerine izin verilmiştir.
Özetle, RODOS VE İSTANKÖY'DE TÜRK KÜLTÜRÜ VE VARLIĞI SİSTEMLİ BİR ŞEKİLDE YOK EDİLMEK İSTENMEKTEDİR.
Konuyu Türk ve dünya kamu oyunun görüşlerine sunuyoruz.
Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı
Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri
Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı
C. SOSYAL YARDIM ETKİNLİKLERİ
Rodos ve İstanköylü yedi soydaşımıza her ay düzenli olarak sosyal yardımlar yapılmaktadır.
D.BROŞÜR DAĞITIMI
Rodos ve İstanköy'e gidecek turistlere Osmanlı Türkleri'nden kalan mimari eserlerin tanıtımı amacıyla bir broşür hazırlanmıştır. Broşüre, Osmanlı Türkleri'nden kalan kimi cami, mescit, türbe, okul ve saat kulesi gibi eserlerin resimleri konarak turistlerin buraları ziyaret etmeleri amaçlanmaktadır. Böylelikle turistler, bu eserleri görecekler ancak diğer yandan da bu eserlerin korunması, bakımı ve onarımına Yunan hükümetlerinin bilinçli olarak gerekli özeni göstermediklerini fark edeceklerdir. Broşür, dernek imkanlarıyla dağıtılmaktadır.
E. DAYANIŞMA YEMEKLERİ
Her yıl düzenli olarak Rodos ve İstanköy'deki soydaşlarımızın da gelebileceği şekilde dayanışma yemekleri düzenlenmektedir.
|